Unutmakla Unutuluyoruz

Sabahın erken saatleriydi. Güneş ufkundan yeni yeni ışıklarını göndermeye başlamıştı. “Uyan artık! Uyan ve An seni yaradan Rabbini! ” diyordu. Kızıllık yerini pembeye dönüştürürken adeta haykırıyordu sabah-ı şeriften mahrum kalanlara. “Haydi kalksana! Işığım nurun olsun, sabahın bereketli olsun!” dese de dinlemiyordu insan.Güneş her gün bıkmadan ışıklarıyla bize tebessüm ederken, biz neden sabah oldu diye canımızı sıkıyorduk? O bizi ibadete davet ederken biz neden aldırış etmiyorduk?
Gün iyice aydınlanınca,sesler gelmeye başladı. Arabalar,okul zilleri,koşan adımlar evet evet insanlar koşuyordu. Herkes de büyük bir telaş. Geç kalsalar kızacaktı birileri, onurları kırılacaktı. Kimse bunu göze almıyor ve alabildiğine acele ediyorlardı. Bir an dursun istedim zaman. Düşünecektim tüm bu olanları. Hergün gitmekle sorumlu tutulduğumuz yerler vardı ve tüm insanlar herşeyini unutarak yola koyuluyordu. İşinde uzmanlaşmak isteyenler hevesle gidiyordu varılacak istasyona.
Ve seni düşündüm. Beş vakit bizi çağırışını. Bir ilahi emirdi bu. Peki ya neden namaza aceleyle duramıyorduk. Neden işlerimizi namaz vaktinde yapıp, namazı en sona bırakıyorduk? Neden sonunda cennet olan bu davanın erleri olamıyorduk? Neden ibadet için gönderildiğimiz bu dünyada ibadetten başka herşeyi(!) yapıyorduk. Tüm yaradılanlar bizi ibadete sevk ederken neden göremiyorduk? Neden dünyaya gönderiliş gayemizi atlıyorduk?
Diyor ya şair “Dünya ki mescittir biz onu otel yapmışız.” Ne de doğru söylemiş.
Doğru kelimeyi biliyorum sanırım. Bütün bu “Neden?” lerin cevabını.
Unutuyorduk…
Unutuyorduk hakikati; unutuyorduk cenneti, cehennemi. Unutuyorduk Rahman’ın “O gün kâfirlere şöyle denilir; “Siz, dünyada bugüne kavuşmayı nasıl unuttuysanız, biz de bugün sizi öylece unutacağız. Yeriniz ateştir ve sizin için yardımcılardan bir kimse de yoktur.”( Casiye suresi 34)ayetini.
Hissediyor anlıyor ama anlatamıyoruz. Unutmakla imtihan ediliyoruz ve gün gelecek unutulmakla…
Ardından ” onu nasıl bilirsiniz?” sorusuna verilecek cevaplar unutulucak. İmza atmadığın sürece bu dünyaya unutulacaksın.Maksadı alemin neydi? Bir Aişe, bir Fatıma, bir Osman, bir Ebubekir ve daha fazlası gibi dünyada varlığı yüzyıllar önce olup adı günümüze ulaşmış bir kul olamazmısın? Unutmamak ve dahi unutulmamak için bir iz bırakamazmısın amel defterine?
Yapabilirsin dedim kendi kendime. Allahın izniyle başarırsın. Ve otobüs geldi. Sanırım yine unutacaktım.
Sahi insanız değil mi hepimiz?

Unutmak.. Unutmanın insan kelimesinin kökünden geldiğini yine unuttum her şeyi unuttuğum gibi.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir